Okul-Aile Birliği Yönetmeliği'nde “öğrencilerin… Atatürk
inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirilmesi” ifadesi yerine "milli
ve manevi değerler doğrultusunda yetiştirilmesi" ifadesinin getirilmesi
eğitimdeki gerici dönüşümün 12 Eylül ile akrabalığını gösteriyor.
Eski Sayıştay üyesi ve soL yazarı Kadir Sev, Milli Eğitim
Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliği'ndeki son değişikliği, 1965
yılından bu güne çıkarılan 4 farklı yönetmeliği karşılaştırarak
değerlendiriyor. Yönetmelikte “öğrencilerin… Atatürk inkılâp ve ilkeleri
doğrultusunda yetiştirilmesi” sözcüklerinin “milli ve manevi değerler
doğrultusunda yetiştirilmesi" ile değiştirilmesinin 12 Eylül ile
sürekliliğine dikkat çekiyor.
Sev'in yazısında yer alan 1975 tarihli bir Anayasa Mahkemesi kararı
ise, Türkiye'nin nasıl gerici bir dönüşüm yaşadığını bir kez daha
gösteriyor.
Kadir Sev'in konu ile ilgili soL için kaleme aldığı yazısı şöyle:
Okul Aile Birlikleri ve Milli - Manevi Değerlere Sadakat
9 Şubat 2012 günlü Resmi Gazetede yayımlanan, “Milli Eğitim Bakanlığı
Okul-Aile Birliği Yönetmeliği”nde birliklerin görevlerinin yeniden
tanımlandığını ve önceki Yönetmelikteki; “öğrencilerin… Atatürk inkılâp
ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirilmesi” sözcüklerinin “milli ve manevi
değerler” olarak değiştirildiğini basından okumuşsunuzdur.
Okul Aile birlikleri, okulun yönetici ve öğretmenleri ile öğrenci
velilerinden oluşturulan kurullardır. Kurulmalarının nedeni; eğitim -
öğretimin daha etkin biçimde yürütülebilmesi için öğrenci velilerinin de
katkısının alınabileceği bir işbirliği ortamı oluşturulabilmesidir. Bu
birliklere sosyal etkinlikler düzenlemek, okulun çeşitli giderlerine
katkıda bulunmak ve yoksul öğrencilere parasal destek sağlamak gibi
görevler verilmiştir.
1965 yılından bugüne değin Okul Aile Birliklerinin kuruluşunu düzenleyen
4 Yönetmelik çıkarılmıştır. Birliklerin görevleri her yönetmelikle
yeniden tanımlanmış ve son değişiklikle, Anayasal açıdan sorunlu olan;
“milli ve manevi değerler” sözcükleri eklenmiştir. Görevlerin
tanımlandığı maddelerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi, eğitimden
beklentilerin zaman içinde ne doğrultuda değiştiği konusunda net bir
görüş vermektedir.
Aşağıda, Yönetmeliklerin ilgili maddeleri ile Anayasa Mahkemesinin,
üniversitelerde eğitim – öğretimin örf ve adetlere uygun verilmesini
öngören düzenlemenin iptal edildiği bir kararından, önemi nedeniyle,
uzunca bir alıntı yapılmaktadır.
30 Temmuz 1965 tarihli Yönetmelik
“Birliğin amacı, aile ve okul arasındaki ilişkileri
kuvvetlendirmek suretiyle ana, baba ve öğretmenleri, çocukların
eğitiminde işbirliğine götürmek ve böylece:
a) Çocuğun eğitiminde birbirine zıt kuvvetlerin çatışmasını önlemek,
b) Çocuğun gelişim ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların karşılanmasında okul
ve ailenin görev ve sorumluluğu hakkında aile üyelerini aydınlatmak,
c) Okulda velilerin, eğitim için yararlı yaşantılarından, bilgi, beceri ve mesleklerinden faydalanmak,
ç ) Toplumsal yardımlaşma ve dayanışma anlayış ve alışkanlıklarını
geliştirmeye yarayacak bir çerçeve içinde öğrenci velilerinin sosyal
ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak.”
18.5.1983 tarihli yönetmelik
"Her fırsattan faydalanarak öğrencilerin millet, vatan, bayrak ve
insanlık sevgilerini; Atatürk ilke ve İnkılâplarına, manevî değerlere
bağlılıklarını; dayanışma duygularını pekiştirmeleri amacıyla veliler ve
okul müdürlüğü ile işbirliği yapmak."
31.5.2005 tarihli yönetmelik
"Öğrencileri, Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ve Temel
İlkeleri ile Atatürk İnkılâp ve İlkeleri doğrultusunda yetiştirmek üzere
okul yönetimi, öğretmenler, veliler ve ailelerle iş birliği yapmak."
9 Şubat 2012 tarihli yönetmelik
"Öğrencilerin, Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile
temel ilkeleri ve millî manevi değerler doğrultusunda yetiştirilmeleri
için okul yönetimi, öğretmenler, veliler ve ailelerle iş birliği
yapmak."
Görüldüğü gibi, ilk yönetmelikte öğrenci velileri ile işbirliğine
öncelik verilmekte, verilen eğitimin niteliği tanımlanmamaktadır. 1983
yılında yürürlüğe giren Yönetmelikte ise; “manevi değerler” vurgulu bir
Atatürkçülük yorumu dikkat çekmektedir. AKP İktidarınca 2005 yılında
yapılan düzenlemede ise milli ve manevi değerler gibi sözcüklere
rastlanmamakta; “Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda…”
denilmektedir. AKP’nin eğitimden beklentilerine ters olan bu
düzenlemenin Yönetmeliğe nasıl girdiği şaşırtıcıdır. Nitekim bu
uyumsuzluk, 9 Şubat 2012 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile
düzeltilmiştir.
“Milli Manevi Değerler” ve bir Anayasa Mahkemesi kararı
Bilindiği üzere “milli ve manevi değerler” kavramı, “örf ve adet”leri de
içeren bir kavramdır. 1750 sayılı Üniversiteler Yasasının 3.
Maddesinde, örf ve adetlerine bağlı öğrenci yetiştirilmesinin
öngörüldüğü bir düzenleme bulunmaktaydı. Bu kural, Anayasa Mahkemesinin
11,12,13,14,15 Şubat 1975 gün ve E:1973/37, K:1975/22 sayılı Kararıyla
iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 1961 Anayasasının yürürlükte olduğu dönemde
aldığı ve tarihe not düşen bu önemli kararından genişçe bir alıntıya
aşağıda yer verilmiştir.
“Devrim kavramı, sözcüğün açık anlamından da belirleneceği üzere, durgunluğun, alışkanlığın, hareketsizliğin tersidir. Devrimcilikte hiçbir zaman duraklama yoktur......toplumun gereksindiği dinamizm, çoğu kez yüzyılların geçmişten sürükleyip getirdiği ve özniteliği durgunluk ve belirsizlik olan örf ve adetlerle çelişki halindedir...... Atatürk devrimleri, yurdumuzun sosyal, endüstriyel ve kültürel yönlerden gereksindiği dinamizmin bir sonucu olmuştur ve bu dinamizm Türk toplumunda etkinliğini her zaman koruyacaktır. Şu halde Cumhuriyetin geleceğini güvence altına alacak olan genç kuşakları, yüzyıllar öncesi toplum düzeninin gereksindirdiği ve yarattığı örf ve adetlere bağlı tutmak onları modern Türkiye’nin üniversitelerinde örf ve adet yönteminde ve doğrultusunda yetiştirmek, Atatürk devrimlerile ve bu devrimlerin temelini oluşturan ilkelerle bağdaştırılamaz.….. halkın benimseyerek sürdüregeldiği örf ve adetleri, giderek hukuk kuralları haline getirme eğilimi XIX yüzyıl başlarında belirli bir teorinin temelini oluşturmuştur. Ancak çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için büyük ve hızlı atılımlar yapması gereken yurdumuzda, örf ve adete bağlı bir düzenin egemen olması düşünülemez. Çünkü toplumun gereksindiği dinamizm, çoğu kez yüzyılların geçmişten sü¬rükleyip getirdiği ve özniteliği durgunluk ve belirsizlik olan örf ve adetlerle çelişki halindedir."
Anayasa Mahkemesinin 1975 yılında verdiği bu kararın bir benzerinin
2012 Türkiye’sinde alınabilmesine artık olanak yoktur. Çünkü ne Anayasa
metni, ne de Anayasa Mahkemesi’nin bileşimi buna uygundur.
Kadir Sev (soL)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızda küfür, saldırganlık, cinsel içerikli kelimeler kullanmayınız...