28 Aralık 2011

Pazarlamacı ATANMAYAN ÖĞRETMEN aranıyor!

Bize okulda pazarlama öğretiyorlar ya pazarlama konusunda tecrübeli öğretmen arıyorlar! Sadece fırsattan istifade etmektir bu başka birşey değil yoksa herhangi bir okuldan mezun olan kişi içinde geçerli bu ilan... 

Vay ülkem vay.. Ne desek nasıl etsek



24 Aralık 2011

Ölü Toprağı



Bu atanamamak canımı hayli sıkıyor arkadaş…

Bilişim öğretmeni olduğum halde, 3 senedir atanmamaktan dolayı internetten bile sıkılır oldum. Niye belirttim bilişim öğretmeniyim diye başka branşlardaki öğretmenler sıkılamaz mı? Sıkılır elbette ama bilişimci olunca ister istemez bilgisayarda veya internette kullanım alanlarımız genişliyor.
Okurken acayip derecede sevdiğim programlama bilgilerine şuanda bakmaz oldum. Delphi 7’miş, Visual Basic’miş ne çok severdim ben bunları. Görsel programlamada bir şeyler yapmak, bir şeyler üretmek acayip hoşuma giderdi. Şimdi hiç. Hayattan zevk almıyorum ki.

Web siteleri kurmak için öğrenilen PHP ne kadar güzeldi. Bir eğitim sitesi hazırlamıştım. Öğrencilerin girip konuları öğrenebildiği, konu sonlarında testlerin olduğu, test sonucunda anında dönüt verildiği, testlerin öğrencinin veritabanında tutulduğu ve öğretmenlerin girip bu test sonuçlarına bakabildiği. Seviyordum be. Hele yapıp yapıp istediğin şey olmayınca yanlışın nerede olduğunu anlamak için 2-3 saat sürekli aynı kodlara bakma anı. Acayip keyifliydi benim için.

Kodları satır satır inceledikten sonra sadece bir tırnak işareti yüzünden veya herhangi başka küçük sorun yüzünden sistemin allak pullak olması çoook can sıkıcı olsa da o hatayı bulup düzelttiğinde her şeyin düzelmesi nasıl da alıp götürüyordu o sıkıntıyı bir anda.

Zevk alıyordum, bir şeyler üretmenin sevinci vardı içimde. Hatta çoğu zaman “Allahtan diğer branşlarda değildim,  onların yaptıkları bu kadar zevkli olmuyordur herhalde.” diye konuşurdum kendi kendime…

Şimdi ise bu bölümü neden seçtim diye konuşuyorum kendi kendime. Biz bu bölümü yazarken bilgisayar laboratuarları kuruluyordu “bilgisayar öğretmeni”ne ihtiyaç vardı. Şimdi basit birkaç açıklama; “Her öğretmen bilgisayar kullanmayı biliyor, bilişim öğretmenine gerek kalmadı.”

O kadar kolay değil işte…  4+1 senelik emeğimiz o kadar kolay çöpe atılamaz. Diğer branşlardan arkadaşlarım var, akrabalarım var. Bilgisayarı kullanmayı bilmiyorlar, bilgisayarı açıp kapatmayı biliyorlar! Herhangi bir sıkıntı halinde telefona sarılan çok oluyor. Formatör öğretmenliğe diğer branşlardan alınan öğretmenler bile bilmiyor bilgisayar kullanmayı. Bilgisayarı açıp kapatmak farklı şeydir, bilgisayar okuryazarlığı ayrı şey.
İçimizdeki yaşam belirtilerinin üstünü örten sözde büyüklerimize armağan olsun. Kendi dediklerine göre 260 bin bizim bildiğimiz 300 bin genç öğretmenin üstüne ölü toprağı serptikleri için…

16 Aralık 2011

Halkımız size sesleniyoruz

Fotoğraf: sol.org.tr
Halkımız, size sesleniyoruz,



Size yutturulmak istenen acı yalanları elinizin tersiyle itmenizi istiyoruz.

Biz sizin yaşadıklarınızı gördükçe, öğrendikçe ve böyle olmasının bir kader olmadığını anladıkça “yolumuzu seçmemiz” gerektiğine karar verdik.
Okulumuzu bitirelim, hayatta üretken olalım, işimiz gücümüz olsun, tamam! Bunların hepsi iyi, hepsi doğru…



Fakat ya bunları mücadele etmeden, kendi varlığımızı ortaya koymadan yapamayacaksak?


Bizi destekleyin, bize sahip çıkın.

Çünkü biz sizin KPSS'yi bilmem kaçıncı kere kazanamadıktan sonra bir odada kendini asan oğullarınızız. 



Biz dershane parası için aldığı borcu denkleştiremeyip hapse giren anacığının durumunu onuruna yediremediği için kendi canına kıyan evlatlarınızız. 
Biz, yıllarca bir yandan atama bekleyip bir yandan asgari ücretin yarısı karşılığında sözleşmeli öğretmenlik yapan kızlarınızız.
Biz üniversiteyi bitirdikten sonra bilmem kaç yıl daha baba evinde oturup üretkenlikten uzak, utanç içinde yaşayıp 
duran çocuklarınızız.
Biz sizin sessiz kalıp boyun eğdiğiniz her şeyin faturasını hayatıyla ödeyecek olanlarız.


Bizden sizin yapamadığınız her şeyi yapmamızı beklersiniz. Sonuçta her ana baba biraz böyledir.
Diyoruz ki, biz bu ülkeyi değiştireceğiz. Siz yapamamıştınız. Biz yapacağız.
Üstelik bu sefer gerçekten yapmak için çok neden var. Bu ülkenin aydınlık geleceğine inanmak için çok neden var.
Her şey bir yana, haksızlığa ve zorbalığa karşı bitmeyen bir direnç var.
Güzel ülkemizin yıllarca biriktirdiği potansiyelleri ortada… Bu sefer değiştirebiliriz.


Siz yanımızda olacak mısınız?


Yoksa örümcek kafalı köşe yazarlarının gazlamasıyla bizden utanmayı, ikide bir arayıp “aman yavrum etliye sütlüye karışma” demeyi mi tercih edeceksiniz?


Sizi yanımıza çağırıyoruz.



NOT: Bu yazı bana ait değildir. Yazı bir partinin (TKP) bildirisinden alınmıştır... Sözleri bizi ilgilendirdiği için eklemek istedim. Diğer partilerden de bizi ilgilendiren yazılar olursa ekleriz...