15 Ekim 2012

Bende Şu Dünyaya

Bu ülkede neyi düşüneceğimizi neye ağlayacağımızı bilemez olduk.

Atanmamak, evde verimsiz şekilde oturmak, iş bulamamak başlı başına dertken savaş çığlıkları var her tarafta. İçinde bulunduğumuz boktan duruma ağlarken, tamamen boka batmanın dayanılmaz tedirginliği var.

Ona da şükür buna da şükür derken daha kötü durumlara girip halen şükretmeye devam edebiliyoruz. Biz etmesek de çevremizde milyonlarca eden varken biz de şükretmiş sayılıyoruz. Kafamızı kaldırıp kendimizin ne durumda olduğunu, ülkenin ne durumda olduğunu düşünmüyoruz, araştırmıyoruz.

Elektriğe zam geliyor, doğalgaza zam geliyor padişahtan çok padişahcılık oynayanlar çıkıyor. Yunanistan gibi mi olalım? Yunanistan gibi olalım. Yunanistan’ı sanki hepimiz gittik gördük Yunanistan’dan kötü mü olalım lafını söyleyebiliyoruz. Her yerde ekonomik kriz var. Türkiye’de de var. Var ama ses çıkarmayı sevmeyen bir toplum olduğumuzdan, şükretmeyi marifet bildiğimizden, çoşkulu konuşmalara sevinebildiğimizden kriz yokmuş gibi görünüyoruz.

Bu ülkede binlerce üniversiteli işsiz var ama padişahtan daha çok padişah olacağız ya herkes mi iş bulacak diye diklenmeyi biliyoruz. Neden bu kadar üniversite açılıyor diye düşünmüyoruz. Madem herkes iş bulmayacak neden bu kadar üniversite mantar gibi çoğalıyor.

Torpiller dönüyor dört yanımızda daha yok öyle bir şey olmaz diyebiliyoruz.

İş başvurusu biten yerlerin başvuru süreleri uzatılıp kendi adamlarına başvuru hakkı tanınabiliyor mesela. Ya da şu filmin yönetmeni kim diye bir soru sorulup mülakatlardan elenebiliyorsunuz!

Elene elene ortada kalıyorsunuz. Psikolojiniz allak bullak oluyor.

Dünya oluşumunda zaten adaletsizlik varken ülkede adaletsizlik neden olmasın!

Erdal Erzincan’ın “Bende şu dünyaya geldim geleli“ diye parçası var açın dinleyin. Küfredin tekrar hayata.