30 Mayıs 2012

FATİH projesi: Masaldan talana -Rıfat OKÇABOL-

Fırsatları Araştırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH), eğitimde geleceğe açılan kapı söylemiyle ve FATİH Projesi adıyla sunulmaktadır. Bu proje başlığından, hedef ve içeriğine kadar, toplumu uyutan ve toplumsal kaynakları talan edecek bir masal niteliğindedir.
Okulları din kültürü ve ahlak bilgisi, Arapça, Kuran-Kerim ve Peygamberimizin hayatı derslerini okutacak öğretmenlerle (!) doldurup resim, müzik, fen-edebiyat, beden eğitimi ve bilgisayar öğretmeni atanmasına önem verilmezken FATİH Projesiyle eğitime açılan kapıdan söz etmek, herhalde masaldan başka bir şey değildir.
Bu projenin başlığı bile “eğitim” kavramı ile ilişkili bir başlık değildir. Proje başlığının, Fatih Sultan Mehmet’in FATİH’ini üretmek üzere tasarlandığı bellidir. Bu proje, Sultan Fatih’e atıfta bulunarak sunulmuştur. Oysa ne Sultan Fatih’in İstanbul’u fethi günümüzde övünülecek bir olaydır, ne de Rönesans ve aydınlanma sürecinin yaşanması, İstanbul’un fethi üzerine Avrupa’ya giden 5-10 Bizanslı bilginin etkisiyle olmuştur. Tam tersine, Fatih’in bir anlamı, binlerce Osmanlı askeriyle çocuk, kadın ve asker binlerce Bizanslının ölmesi ve şehrin askerler tarafından talan edilmesidir. Fatih’in bir başka anlamı, yeni bir çağ açmak değil bir devletin, bir toplumun ve bir uygarlığın yok edilmesidir. Fatih’in bir başka anlamı da, kardeş katlidir. Bu nedenle çağdaş anlayışta fetih ve fatih sözcükleri, insanı sevindirecek içerik ve çağrışımlara sahip değildir. Bu sözcüğün proje başlığı olarak tasarlanması bile, projenin “eğitsel” değerini gösterir niteliktedir. Bu başlıkla vurgulanan değer, Osmanlı hayranlığı ve dünyaya örnek olma masalıdır.
FATİH Projesi’nin “eğitimde öğrenci ve öğretmenlerimiz için fırsatları artırma” hedefi de bir masal niteliğindedir. Eğitim-öğretim sürecini projede hedeflendiği ölçüde bilgisayar teknolojisi (BT)’ne bağlamak, fırsatları artırmak değil tam tersine öğrenme kaynağını tekleştirmek demektir. Milyonlarca insanı tek kaynaktan bilgilendirip, tek tipleştirmek demektir.
Bu projenin gerçekleşmesi oranında öğretmenin öğrencinin gelişimindeki işlevi, etkisi ve katkısı azalacaktır; öğretmen ile öğrenme kaynaklarının yerini internet alacaktır. Öğretmenle öğrenci ve veli arasındaki iletişim ve etkileşim azalacağı gibi, öğrenciler arasındaki etkileşim de azalacaktır. İnsanı insan yapan öğelerden biri olan “arkadaşlık” anlayışı da, yüz yüze olmayan ve internet üzerinden yapılan sanal arkadaşlıklara dönüşecektir. Bu durum öğrencinin duyuşsal gelişimini engelleyeceği gibi onun toplumsallaşmasını da engelleyip bencilleşmesine yol açacaktır. Bu proje, öğrenciyi internete bağımlı hale getirme, öğrenme kaynaklarını sınırlama ve duyuşsal gelişimini engelleme projesidir. Bu proje, insandan korkma ve insanı insandan ayırma projesidir. Bu proje öğrencinin özgürleşmesinden korkma projesidir.
Her insanda ve toplumda genellikle izleri görülen ve bazı koşullarda da yoğunluk kazanan “sağduyu”, ne yazık ki parasalcı sömürünün kıskacına girmiş toplumlarda giderek yok olmaktadır. Türkiye gibi sömürü kıskacına alınmış, okuma, araştırma, eleştirme ve sorgulama alışkanlığı olmayan bir ülkede, dindar, kindar, girişimci ve rekabetçi öğrenci yetiştirilmeye kalkışılması, “sağduyu”yu iyice yok edecek bir durumdur. İnsanların ve toplumun sağduyusunu eğitimdeki duyuşsal hedeflerle geliştirme projeleri yerine FATİH projesine sarılmak, öğrenimleri genelde tek elden üretilecek BT’ye bağımlı kılmak, öğrencinin özgürleşmesini engellemek, internet üzerinden şekillendirmek ve geleceğini talan etmekten başka bir şey değildir.
FATİH Proje’si sunulurken, böylesi bir projenin Türkiye’de ilk kez uygulandığı masalı da dile getirilmiştir. Oysa 25 yıl kadar önce ANAP zamanında “okullara bir milyon bilgisayar projesi” uygulanmıştır. FATİH projesinde olduğu gibi, ana hedef eğitsel olmayıp propaganda ve tüketim amaçlı olduğundan, bu proje kısa süre sonra alınan bilgisayarların depolarda çürüdüğü bir projeye dönüşmüştür.
Benzer bir biçimde FATİH Projesi’nin “okullarımızda teknolojiyi iyileştirme” hedefi de bir masal niteliğindedir. 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile başta “Eğitim Araçları Dairesi Başkanlığı olmak üzere bakanlığın üretime yönelik birimlerini kapatan AKP’nin, temel amacı üreterek iyileştirmek değil satın alarak okulları teknoloji mezarlığına dönüştürmektir.
FATİH Projesi işlerlik kazanırsa ikinci talan okullara alınacak BT üzerinden olacaktır.
4+4+4 yasasının 24 ve 25’inci maddeleriyle FATİH Projesi kapsamında yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olmadan yapılması sağlanmıştır. Bu yasaya göre, milyonlarca BT araç-gerecinin alınmasıyla ilgili harcamalar, mali denetim olmaksızın üst yöneticinin keyfine göre yapılacaktır. Bu durum, proje uygulandığında kısa bir sürede teknoloji çöplüğüne dönüşecek BT araç-gereçleri için devlet bütçesinin keyfe –keder talan edilmesi anlamına gelmektedir.
Oysa eğitsel açıdan değerli olacak proje, BT’nin ana öğe olarak değil de yardımcı öğe olarak kullanılarak ve öncelikle öğrencinin bilişsel, devinimsel ve duyuşsal yönlerini geliştirerek onun özgürleşmesine yardımcı olacak projedir. Yapılan araştırmalar, okullarda yoğun teknoloji kullanımının, BT üreticilerinin işine yaradığını ve öğrencilerin öğrenme düzeylerini anlamlı bir şekilde geliştirmediğini göstermektedir. FATİH Projesi ise, öğrencinin öğrenmesini kolaylaştırmak üzere teknolojik olanakların eğitim-öğretim sürecinde kullanılması değil, ders içinde ve ders dışındaki eğitim-öğretim süreçlerinin bir teknolojik araçla, internetle, sınırlandırılması demektir. Öğrencinin özgürleşmesine yardımcı olmak yerine onu, ona sunulacak tek kaynaklı ve tek tip bilgiye bağımlı kılacak ve onu gerçek yaşamdan soyutlayacak bir projedir.
FATİH Projesi 4+4+4 yasasıyla birlikte düşünüldüğünde, dünyası öbür dünya ile internet arasında sıkışmış, bir yandan edilgen ve öte yandan da “kindar girişimci ve dindar rekabetçi” öğrenci yetiştirilirken hem öğrencinin aklını ve geleceğini hem de ülke kaynaklarını talan etme projesidir. 

28 Mayıs 2012

Maslow'da 3,5lardayım...


Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre alt basamaktaki ihtiyaçlar karşılanmazsa üst basamaktaki ihtiyaçlara insan yönelmezmiş. Ee şimdi atanmayan bir öğretmen olarak alt basamaktan başlayalım.

Fizyolojik ihtiyaçları karşılayabiliyoruz yani bir kısmını. Ailemiz sağolsun aç ve susuz değiliz. Diğer fizyolojik ihtiyaçları söylemeye bile gerek yok karşılayamıyoruz.

Güvenlik ihtiyacı konusunda da fazla sıkıntımız yok. Evde güven içindeyiz. Burası Türkiye insanın her an başına birşey gelebilir ama güvendeyiz.

Ait olma, sevgi ihtiyacında ise durum az farklı. Hemcinslerim ile sorun yok arkadaşlığımız mükemmel gibi. Haftada bir buluşup sohbet ediyoruz. Kız arkadaşlarla da aram iyidir ama sevgili konusunda sıkıntı var. Sevgilim yok lan. Geçen sene olacak gibi oldu baktı atanamıyorum başlamadan bitti. Atanmamış sevgili arıyorum dikkatinize!!!

Saygınlık ihtiyacı. Alt basamak karşılanmadığı için bu basamaktaki ihtiyaca geçmesek de olur. Geçersek eğer atanmadığım için artık çevredeki bakışların değiştiğini görebiliyorum. Atanmış öğretmenle atanmayan öğretmene gösterdikleri davranış değişik olduğu kesin.

Bilme ihtiyacı. Kitapta bir örnek vermişti. Güven içinde olmayan biri kitap okumayı düşünmez diye. Önünde kpss olan biri kitap okumayı düşünmez bana göre de.  Önümüzdeki beladan kurtulmak istiyoruz haliyle. 

Estetik ihtiyacı. Yok istediğimiz kıyafetleri ayakkabıları alamıyoruz. Işsiz adam para harcamaya kıyamıyor.

Kendini gerçekleştirme. Bu kadar ihtiyaçtan sonra gel kendini gerçekleştir. Maslow bizi, dertlerimizi, atanmayanları, işletmeci bakanımızı görse piramidi falan boşverirdi... 

21:53 Cts 26/05/2012 

10 Mayıs 2012

Sen Benimsin Bende Senin




Beni eller kimi görme

Sen benimsin ben seninim
Gel seni benden ayırma
Sen benimsin ben seninim

Senin galbin benim galbim
Sana malumdur benim halım
Kaçma benden nazlı gülüm
Sen benimsin ben seninim

Kalpten kalbe bir yol vardır
Gözünen görünmez sırdır
İkimizin kalbi birdir
Sen benimsin ben seninim

Galbimi galbinde duyan
Halım değil midir ayan
Garibi bu hala koyan
Sen benimsin ben seninim

-Neşet Ertaş-

Donkişot notu: Çağımızın gençleri fazla dinlemese de güzel bir türkü. Arada dinlemek gerekiyor insan kendine geliyor...

4 Mayıs 2012

Bilişimcilerin Sesini Duyun!!!


TALİM VE TERBİYE KURULU BAŞKANLIĞINA
          ANKARA
Sayın Yetkili,
Sizlere şu anda Bilişim öğretmenlerinin durumu hakkında genel bilgi vermek istiyorum.
Şu an Türkiye çapında 50 üniversitede bilişim öğretmenliği bölümü okutulmaktadır. Her sene 5000 öğrenci alınmakta.

Birinci öğretim, ikinci öğretim, uzaktan eğitimle öğrenci alınmakta.
Okumakta olan:20000; mezun bekleyen:7000; Atanan ama norm fazlası:10000

Bilişim teknolojileri öğretmenliğine atanırken 11 bölümün hakkı bulunmaktadır:
■ Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği
■ Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği
■ Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği
■ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmen­liği
■ Bilgisayar Teknolojisi Bölümü /Bilgisayar Tek­nolojisi ve Bilişim Sistemleri Bölümü (*)
■ Matematik-Bilgisayar Bölümü (*)
■ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri (*)
■ Bilgisayar Mühendisliği (*)
■ Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği (*)
■ Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği (*)

Ayrıca; Avrupa okullarında BIT'e verilen önem bizde maalesef verilmemektedir; Lütfen aşağıda vereceğim Avrupa komisyonun BIT konusunda yazdığı raporu okuyunuz.

Avrupa bu kadar önem vermişken bizler bilişim derslerimizi kaldırıyoruz. Bu tezatlığa kimse anlam veremiyor. Daha önce size gönderdiğimiz maillerde, yazılarda, dilekçelerde ve fakslarda belirtiğimiz gibi çocuklarımızın bilgisayar bilgisi alt düzeydedir (Bilgisayarı bilmemektedirler). Çocuklarımız bilgisayar bozulduğunda tamir edememektedir, sistemsel bir sorun oluştuğunda sorunu gidereremektedir, yazılım konusunda çok alt seviyedeyiz. Bizim çocuklarımız sadece bilgisayarı açabilmekte, oyun oynayabilmekte, sosyal sitelere girmekte ve benzeri alt düzey işlemler yapabilmektedir. İlköğretimde bilişim dersleri kaldırıldı ama hala hangi mantık içerisinde bu uygulamaya gidildi anlayamadık. Avrupa ülkeleri kendi çocuklarını küçük yaşta eğitmeye başlarken bizler nasılsa bilgisayar biliyor denilerek derslerimizi kaldırdık. Örnek vermek istiyorum: Hindistan; ne yapıyorlar teknoloji üretiyorlar bu nasıl yapıyorlar eğitim vererek.

Sayın Bakanımız 32.gün programında yaptığı açıklamada ( http://www.youtube.com/watch?v=_yIXJ2Xci6E&feature=youtu.be) BT ve Tasarım dersinin olduğu yönünde bir açıklama yapmıştır, ama şu an itibariyle öyle bir ders yoktur. Tasarım dersi önemli derslerimizden bir tanesi bizlerde bu dersi vermeyi çok isteriz ve yeterliliğimiz de vardır. 4 yıl boyunca tasarım olarak bazı programlardan eğitim aldık. Bunlardan bazıları şunlardır; 3d max, photoshop, adobe flash, google sketchup, fireworks, macromedia director, corel draw. programlama, web tasarımı, ağ ve materyal geliştirme ve Teknik Resim. Bu dersi de layıkıyla yürüteceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.Bizler bu derse talibiz..

Sonuç olarak bizlerden sizlerden 40000 bilişimci adına şu maddeleri talep ediyoruz;
  1. Müfredatımızn güncellenerek günümüze uygun olarak değiştirilmesi
  2. Dersimizin zorunlu olarak ilkokul ve ortaokularda konulması
  3. Fatih projesi için her okula bir bilişim rehber öğretmeni atanması
  4. Teknoloji Tasarım dersine bilişim öğretmenlerinin girmesi(yetkinlik olarak yukarıda saydığım eğitimden dolayı)

TEKNOLOJİYİ TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN BİR TOPLUM İÇİN BİLİŞİM ÖĞRETMENLERİ SİZLERDEN GÖREV BEKLEMEKTEDİR LÜTFEN İLGİLENİN.

Arz Ederim.

BİLİŞİM EĞİTİMCİLERİ VE AİLELERİ

DONKİŞOT notu: Bu yazıyı okuyacak olan fakat bilişimci olmayan çok sayıda dostumuzun olduğunu biliyorum. Aklın yolu birdir diyerek sizlerden destek istiyoruz. Ortada en başta öğretmen ataması sorunu vardır ve bu sorunun içinde de her branşın kendi sorunları yatmaktadır. Bu alt sorunların en başlarından biri de bilişimcilerin uğradığı haksızlıklardır. Bilişim öğretmenleri olarak dernekleşme yoluna gittik. Ayrıca sanal ortamda maillerimize haklılığımıza destek istiyoruz. Yukardaki yazıyı ya da yazıyı okuduktan sonraki düşüncelerinizi lütfen ilgili kurumlara bildiriniz, mail atınız. Şimdiden içten TEŞEKKÜRLERİMİZLE...

Maillerin buluşma noktaları =)

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ
Derneğimizin internet sayfası (Çeşitli açıklamalara ve bildirilere ulaşabilirsiniz)