25 Kasım 2011

Öğretmenler Günü

Dün öğretmenler günüydü.

Ben kutlamadım, kutlama mesajları göndermedim. Atanmadığım için değil atansam da kutlamayacağım bir şeydi. Bana göre böyle günler yani sevgili günü, anneler günü, babalar günü vb gibi günler aslında bazı şeylerin üstünü örtüyor gibi. Yani sevgililer günü geldiği için hediye alınıyor sadece ya da anne-baba aranmazken sadece anneler günü babalar günü diye aranıyor. Sadece bir güne sığdırılıyor yani. Tüm sevgiyi sadece 14 şubata sığdırıyorsunuz veya öğretmenlerin önemini sadece 24 kasımda anlıyorsunuz. Belki de saçma sapan bir düşünce bilmiyorum. Belki bu sıfatlı günler bir şeyin anması vesilesiyle olsa daha güzel daha anlamlı olurdu. Örneğin; eşine işkence yaparak öldüren bir erkeğin mahkemece serbest bırakılması, bunun üzerine kadınların eylem yaparak kazanım elde etmesi, mahkemenin o erkeği müebbet hapise mahkum etmesi ve o günün “Kadınlar Günü” olması bence daha mantıklı. Her sene kadınların o güçlerini ellerinde olduğunu hatırlamaları güzel ve anlamlı olur böylece. Dedim ya belki de öylesine düşünüp yazıyorum. Pufff…

Öğretmenler günü bana en çok atanmadığım gerçeğini anlatıyor. Anlatmasına gerek yok aslında her gün aklımda…  Gazeteler bugün atanamayan öğretmenlere daha da bir önem vermiş. Diyorum ya keşke sadece bugüne sığdırmasalar bu gerçeği.  Keşke her gün bağırsalar ülke gerçeğini kalın puntolarla. Gazete örnek veriyor biyoloji öğretmeni atanamayınca madenci oldu, fen ve teknoloji öğretmeni atanamayınca bulduğu her işte çalışıyor. Bu haberleri okurken yüzünüz kızarmıyor mu? Evet size soruyorum? Çünkü siz sorumlusunuz.

Çevrenizde hiç mi yok öğretmenlikten mezun olup atanmayan öğretmen. Branşı falan önemli değil. Var mı yok mu önce buna cevap verin! Biliyorum çoğunuzun en az bir tanıdığı atanamamış öğretmen. Benim çevremde var mesela. Çevrenizde bu örnekler varken ne yaptınız? İnsanca soruyorum işte ne yaptınız?  Bir şey yapmadık diyorsanız ben bu cevaba bile razıyım. Neden mi? Çünkü eğer bir şey yapmadıysanız başımızdakilere de oy vermemişsiniz demektir.  Şu günlerde inanın bunu bile duymaya ihtiyacım var. Tamam, sindirildik çıkıp bağırıp çağıramıyoruz ama hiç yoktan mezun olup atanmayanların da halini görüp oy vermemiş olmanız bile güzel!
Ama hayır bakıyorum çevreme. 89 alıp atanamayan matematik bölümünden mezun yeğeni, kızı, oğlu, kuzeni olanlar bile gidip oy verebiliyor.  Neden verdin oyunu soruyorum?   

Tanıdıkların;
  • Yüzüne bakmasın diye mi?
  • Her gün niye atanamadın demek için mi?
  • ÖSS sınavı yetmezmiş gibi KPSS sınavına girip ömür çürütsün diye mi?
  • Anne babalarının emeklerini, dişinden tırnağından arttırdıklarını dershanelere aktarsın diye mi?
  • 500-600 tl maaş için ücretli öğretmen olarak çalışması için mi?
  • Dershanelerde köle gibi çalışması için mi?
Öğretmen arkadaşlarım öss’yi kazanmak için dershanelerde dirsek çürüttüler, emek verdiler. Üniversiteyi kazandıktan sonra babalarına yük olmamak için ek işlerde çalışanlarda oldu. Çalışmayanlarında babaları anneleri çocuklarına belli etmeden maaşlarından arttırdılar, sırf çocukları okusunlar diye gözlerini kırpmadan para gönderdiler. Ya şimdi? Öğretmen olmak için KPSS denen sınavla öğretmenlik yeterliliği ölçülür olmuş.

27 öğretmen, 27 can, 27 eğitilmiş güç sırf ailelerinin yüzlerine bakamadıkları için hem de kendi suçları olmamalarına rağmen İNTİHAR ETTİLER. Siz niye oy verdiniz biliyor musunuz? Yeğeniniz, gelininiz, ülkenin gelecekleri intihar etsin diye. Canlarından olsun diye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızda küfür, saldırganlık, cinsel içerikli kelimeler kullanmayınız...